İçeriğe geç Kenar çubuğuna atla Altbilgiye atla

İnsülin Direnci

İ

nsülin direnci; pankreastan salgılanan ve kan şekerini (glukozu) düzenleyen insülin hormonuna vücudumuzun gerektiği gibi cevap verememesi sonucunda çeşitli klinik ve laboratuvar bulgularla kendini gösteren şeker hastalığının ön habercisi olan bir durumdur. İnsülin direncinin oluşmasında rol oynayan en önemli faktörler yaşam tarzımız ve genetiktir.

İnsülin direncinde; pankreas, kan glukoz (şeker) seviyesini normal seviyelerde tutabilmek amacı ile insülin üretimini arttırmaktadır. Fakat insülin direnci olan kişide başlangıç döneminde herhangi bir şikayet (semptom) ve klinik bulgu olmayabilir.

İnsülin direncinin ilerlemesi ile birlikte pankreasta insülin üreten beta-hücrelerinin yıpranması ve yorulması sonucunda pankreas artık bu direnci ortadan kaldırabilecek miktarda insülin üretemez. Bu durum da kan şekerinin yükselmesine (hiperglisemiye) yol açarak ağızda kuruma, çok su içme isteği (polidipsi), çok miktarda idrar yapma (poliüri), sık idrara çıkma (pollaküri), çok yemek yeme isteği (polifaji), bulanık görme, baş ağrısı, yemeklerden sonra uyuma isteği, kolay kilo alma, zor kilo verme, yaraların geç iyileşmesi ve cilt enfeksiyonları gibi bir çok şikayet ve bulgular oluşturur.

İnsülin direncinde, vücudumuzdaki 37 trilyon hücrenin yüzeyindeki insülin reseptörlerinin sayısı azalmakta ve bu reseptörlere bağlanan insülin miktarı da artmaktadır. Yani hücreyi bir oda gibi kabul edersek, insülin molekülü bu odanın kapı kilidini açan anahtar, oda kapısının üzerindeki kilit de insülin reseptörüdür. Kandaki glukoz da odanın içine girmek için kapıda sabırsızlıkla bekleyen bir misafirdir. Normalde insülin yani anahtar odanın kapısı üzerindeki reseptöre yani kilide bağlanarak kapıyı açar ve kandaki glukoz da misafir gibi odaya girer, bunun sonucunda kandaki fazla şeker normale gelir. Vücudumuzdaki her hücre üzerinde yaklaşık 40 bin kilit (insülin reseptörü) vardır ve oda dışında da kanda bekleyen 40 bin anahtar (insülin) mevcuttur. İşte insülin direncinde bu hücre yüzeyindeki insülin reseptörlerinin sayısı 20 bine düşer ve hücre dışındaki insülin moleküllerinin 20 bini kullanılamaz ve dolayısıyla o miktarda glukoz da hücre içine giremeyerek kanda şekerin yükselmesine sebep olur. Pankreas da maalesef kanda şekerin yüksek olduğu haberini alınca daha fazla insülin üretmeye başlar ve bunun sonucunda da kanda insülin miktarı artar (hiperinsülinemi). Böylece “İnsülin Direnci” gelişmiş olur. İnsülin direncinin ileriki dönemlerinde de “Şeker Hastalığı” meydana gelir.

Tüm İnsanların Kan Şekeri Yönünden 3 Farklı Durumu Vardır:

  1. Şeker Hastalığı (Diyabetes Mellitus)
  2. Gizli Şeker Hastalığı (Prediyabet-Şeker Hastası Adayı)
  3. İnsülin Direnci (Şeker Hastası Aday Adayı)
  4. Kan şekeri normal olanlar

Kanda İnsülin Direncini Şu Formül ile Hesaplayabiliriz:

İnsülin Direnci = (Açlık Kan Glukozu × Açlık Kan İnsülini) / 405

İnsülin direnci değeri normalde 2.5’un altındadır, fakat en ideali 1.8’den küçük olmasıdır.

Sedanter hayat tarzı dediğimiz hareketsiz yaşama ve bel çevresinin artması insülin direncinin oluşmasında en önemli risk faktörleridir. Yaşlıların gençlere göre daha hareketsiz olmaları sebebi ile insülin direnci yaşlılarda daha çok görülmektedir. Bununla birlikte şişmanlık (obezite), sedanter bir hayat tarzı, şekerden ve yağdan zengin beslenme, bazı ilaçların (anti-depresanlar gibi psikiyatrik ilaçlar, kortizon, anti-tiroitler) kullanımı insülin direncinin temelini oluşturan sebeplerdir. Tiroit bezinin yavaş çalışması (Hipotiroidi Hastalığı), kortizon hormonunun böbreküstü bezlerinden (adrenal bezler) aşırı salgılanması (Cushing Hastalığı) ve beyindeki hipofiz bezinden büyüme hormonunun fazla üretilmesi (Akromegali Hastalığı) de insülin direncini oluşturmaktadır.

İnsülin direncinin tedavisinde karbonhidrattan zengin gıdaları (ekmek, çörek, börek, pasta, kek, pilav, makarna, tatlı, meyve gibi) yarıya indirmek, yağlı yiyecekleri azaltmak, her gün en az 30 dakika yürümek, kilo vermek ve bazı şeker hastalığında kullanılan ilaçları kullanmak gibi yöntemler uygulanmaktadır.

İnsülin direncinin tedavisinde karbonhidrattan zengin gıdaları (ekmek, çörek, börek, pasta, kek, pilav, makarna, tatlı, meyve gibi) yarıya indirmek, yağlı yiyecekleri azaltmak, her gün en az 30 dakika yürümek, kilo vermek ve bazı şeker hastalığında kullanılan ilaçları kullanmak gibi yöntemler uygulanmaktadır.

Prof. Dr. Mesut Başak

 

Yorum bırakın

Prof. Dr. Mesut Başak

İç Hastalıkları Uzmanı

İletişim

Merkez Mahallesi, Abide-i Hürriyet Caddesi,
Melis Apartmanı, No:181,
Kat:1, Daire:4 Şişli/İstanbul

Bizi Takip Edin

Bu web sitesi, genel bilgilendirme amacıyla ve site sahibi hakkında bilgi sağlamak için hazırlanmıştır. Sitede yer alan içerikler, herhangi bir hastalığın tanı veya tedavisinde kullanılmak üzere sunulmamaktadır. Sağlık sorunlarının tanı ve tedavisi, yalnızca yetkin bir hekim tarafından yapılmalıdır. Sitede yer alan bilgilerin tanı veya tedavi amaçlı kullanılması sonucunda doğabilecek sorumluluk tamamen ziyaretçiye aittir.

© 2026 – Prof. Dr. Mesut Başak. Tüm Hakları Saklıdır.